Haberlere ulaşmak için logolara tıklayınız

 

 

 

 

Şeker gibi bir hayat elinizde.

Şekerin yüksekliği, başta diyabet olmak üzere çok sayıda sağlık problemine yol açar. Peki ya şekeriniz düşükse?...

Şekerin yüksekliği kadar düşüklüğü de hayat kalitesini olumsuz etkiler. Hipoglisemi yani şeker düşüklüğü, insan ilişkilerini ve iş performansını bozar. Tedavi uygun bir diyet programı, günde en az altı öğün, sık sık ama miktar olarak azar azar posalı yiyeceklerle sağlanan bir beslenme programı ile rahat bir şekilde çözümlenir. Sabah, öğle, akşam düzenli yemek, yemek aralarında kepekli gıdalar, kepekli ekmekle yapılmış sandviçler, uyumadan önce de bir bardak süt, birkaç kepekli bisküvi tüketmek, iyi olabilir.

Yeme Bozukluğu

Diyetisyen Bahattin Arslan, yemek sonrasında meyve yemenin şekeri düşürebileceğine dikkat çekerek, "Meyvenin içinde (fruktoz) şeker vardır. Bu, reaktif hipoglisemi atağını başlatabilir. Meyveden çok; kepekli ekmek, bisküvi gibi posalı yiyecekleri öneriyoruz. Bu kişilerin öğleden sonraki ara öğünleri güçlü olmalı, acıkma hissetmeden, tatlı krizi gelmeden yemeliler. Hipoglisemide acıkmaya değil, saate bağlı yeme modeli olmalıdır. Açlık ortaya çıkmışsa, o zaman kontrolü zordur. Bu yüzden kişi acıkmasa da ara öğün yemek zorundadır" uyarısında bulundu. Bu hastalıkta ilaçla tedavinin olmadığını ifade eden Arslan, "Çünkü bu hastalık bir yeme davranışı bozukluğundan kaynaklanıyor ve yeme davranışı ve öğünler düzenlenip egzersizle de desteklendiği zaman kısa sürelerde tedavi ediliyor" dedi.

Şişmanlarda Görülür

Genelde şişman veya şişmanlama eğiliminde olan kişilerin bu hastalığa daha kolay yakalandığını dile getiren Diyetisyen Bahattin Arslan, "Toplumda şişmanlıkların genetik olanları dışında, yaklaşık yüzde 80'inde reaktif hipoglisemi var. Şişmanlığın tedavisi ancak bu metabolik bozukluğu bulduktan sonra yapılıyor. Hasta diyet uzmanı yerine başka insanlara başvurduğunda kişinin şişmanlık sebebi iyi tahlil edilmediğinden, çoğunlukla hastalara açlık diyeti veriyorlar. Hasta açlık hissine göre değil, saate göre beslenilmeli" dedi.

Birkaç beslenme önerisi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İhlas Koleji ve Türkiye Hastanesi İşbirliği İle Düzenlenen Aile-Çocuk Sağlığı ve Okul Başarısı Konulu Paneli

•  Genel anlamda çocuklarda görülen beslenme bozuklukları
•  Kahvaltının okul başarısındaki önemi
•  Özellikle kış günlerinde çocukların spordan uzak ve hareketsiz oldukları düşünülürse beslenme yöntemimiz nasıl olmalıdır?
•  Öğrenme ve zekâ gelişiminde, ders çalışma sırasında önerilebilecek yiyecekler nelerdir.
•  Halk arasında gittikçe artan kilo alma problemi için mutfakta alınabilecek başlıca önlemler nelerdir?
•  Kilolu çocuklarda diyet uygun mudur? Uygunsa nasıl bir yöntem kullanılmalıdır?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Uzmanlardan Zayıflama Önerileri

Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, piyasada mantar gibi biten zayıflama merkezlerinin yarardan çok zarar getirdiğini söyledi. Arslan, insanlara sunulan birçok zayıflama yönteminin aldatmacadan öte gitmediğini ileri sürerek, "İnandırıldığımız bu uygulamalarla belki de ömür boyu sürecek bir şişmanlık problemine davetiye çıkarıyoruz" dedi.

Sadece salata-yoğurt gibi belirli besinler yiyerek diyet yapılamayacağını, bu tip beslenmenin metabolizmayı yavaşlattığını bildiren Arslan,"Vücudun ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin -minerallerin eksik alınması saç dökülmesi, tırnak kırılması, asabiyet, vitamin ve mineral eksikliği gibi bir takım sorunlar ortaya çıkarır. Bu tip beslenme alışkanlığı vücuda yağ yerine su kaybettirir" uyarısında bulundu. kilo vermek amacıyla naylon eşofman giyilerek yapılan egzersizlerin de sağlıksız olduğunun altını çizen Aslan, "Bu şekilde zayıflamaya çalışanlar çeşitli sağlık sorununa davetiye çıkarır. Çünkü naylon eşofman aşırı terlemeye yol açar. Aşırı ter de vücutta aşırı derecede mineral ve su kaybı meydana gelir. Bu da kas kramplarına ve halsizliğe neden olur" diye konuştu.

"Masaj ve Yosun Tedavisi Zayıflatmaz"

Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, hanımların zayıflamak için başvurdukları kestirme yollardan birinin de bitkisel çaylar olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Yağ erittikleri ve zayıflattıkları iddia edilen bu bitkisel çayların idrar söktürücü etkilerinden başka bir yararları yoktur. Vücuttan su kaybettirmelerinin yanı sıra laksatif etkileriyle kişiyi ishal yaparak ağırlığı azaltırlar. Fazla kullanımları vitamin - mineral emilimini bozup halsizlik, yorgunluk ve bağırsak bozulmalarına neden olur. Bitkisel zayıflama hapları da aynı özelliğe sahip oldukları için hiçbir zayıflatıcı özellikleri yoktur. Eğer uzman tavsiyesi olmadan kullanırlarsa çeşitli sağlık sorunlarını da beraberlerinde getirirler."

Kilo verdirmek amacıyla yapılan masaj ve jel ve yosun tedavisi gibi yöntemlerin de bir tür cilt bakımı olduğunu iddia eden Bahattin Arslan, "Vücudun dış yüzeyini temizleyen ve rahatlatan bu uygulamaların kilo verme gibi bir yararı yoktur. Sadece kısa süreli incelmelere neden olurlar. Akupunktur da tıbbi bir zayıflama yöntemi değildir. Hatta uzman olmayan ellerde geçici felçlere bile neden olur" diye konuştu.

Şişmanlık tedavisinde kullanılan bilimsel yöntemler de olduğunu hatırlatan Arslan, "Kişinin gerekli kan tahlilleri, fiziksel ve psikolojik özellikleri de göz önünde bulundurularak yapılan sağlıklıklı diyetlerle ayda 4-6 kilo verilebilir. Bunun yanında doktor reçeteli ilaçla zayıflama yöntemleri de sağlık zayıflamanın başka bir yoludur" dedi.

Kaynak : İHA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yaz geliyor, diyetler başlıyor!

Türkiye'de özellikle yaz ayları yaklaştıkça, moda haline getirilen sağlıklı ve zayıflatıcı olduğu söylenilen diyetlere, ilaçlara, çeşitli aletlere ve uygulamalara insanlar umutla, bilgisizlikle ve hatta çaresizlikle başvurabiliyor.

Kendimizi mankelere benzetmek uğruna bilinçsizce uygulanan diyetler, bitkisel ve kimyasal ilaç ve uygulamalar aslında sadece bedenimizi değil bağışıklık sistemini ve iradeyi de zayıflatan geçici uygulamalar olarak görülüyor.

Türkiye Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, en iyi diyetin kısa sürede bol kilo vermeyi vaadetmeyen ve beslenme alışkanlığını değiştirmeyen beslenme programı ve eğitim olduğunu belirterek, "En sağlıklı kilo kaybı haftada 500 gr ve egzersizle verilen kilolardır" diyor.

Dr. Bahattin Arslan, şişmanlığın nedenlerini şöyle sıralıyor:

1. İhtiyaçtan daha fazla besinlerle enerji alımı: Erkekler için 2600 kkal bayanlar için 2100 kkal ihtiyaç olan değerler gibi görülse de fiziksel yapı,sosyal yaşam, boy, cinsiyet vs bu değerleri değiştirir.
2. Hormonol etkiler: Troid hormonu yetersizliği, insülin yetersizlikleri vs.
3. Yaş: Yaş ilerledikçe kilo ve yaş dengesi artış eğilimi gösterir.
4. Cinsiyet: Bayanlarda gebelik ve menapoz yaş artışına neden olur.
5. Sosyo-ekonomik yapı: Gelişmiş ve zengin toplumlar daha az kas gücü harcayıp daha fazla tükettiklerinden daha şişman olurlar.
6. Kalıtım: Anne ve babası şişman olan kişinin şişman olma olasılığı beslenme alışkanlıklarına ve gen aktarımına bağlı olarak diğer kişilere oranla daha fazladır.
7. Psikolojik sebepler ve bunun için kullanılan bazı ilaçlar
8. Fiziksel aktivite eksikliği: Egzersiz yapmayan tembel kişiler daha çabuk kilo alırlar.
9. Hazır gıda tüketimi: Fast food, hamurişi, şekerli gıdalar.
10. Bazı ilaçlar: İştah mekanizmasını artırıp bazal metabolizmayı yavaşlatabilirler".
Arslan, kilo almak istemeyenlere ise şu tavsiyelerde bulunuyor:

- Günlük beslenmenizi 3 ana, 2 ara öğün olarak düzenleyin.
- Yemeklerinizi yavaş yavaş ve iyi çiğneyerek yemeye özen gösterin.
- Yemek bitince sofrada oyalanmayın masayı terk edin.
- Yemeklerinizi her gün aynı saatlerde yemeye çalışın.
- Seçici olun ve size ikram edilen her şeyi yemeye çalışmayın.
- Yemeklerinizi daha küçük tabaklarda ve yiyebileceğiniz kadar alınız.
- Yağlar konusunda dikkatli olun, tam yağlı besinler yerine yarım yağlı besinleri tercih edin.
- Akşam yemeklerini en geç saat 19.30'da yemiş olmaya özen gösterin.
- Etli yemeklerinize dışarıdan yağ katmayın.
- Bol miktarda sebze, meyve ve kepekli ürünler tüketmeye çalışın.
- Haftanın 2 günü kurubaklagilleri tüketin.
- Öğünlerde ve acıkılırsa ara öğünlerde bol miktarlarda salata yiyiniz.
- Yemeklerinizdeki tuz miktarını azaltın ve kesinlikle yemeklere dışarıdan tuz ekelemesi yapmayınız.
- Şekerli besinleri akşam saatleri yerine haraketli olduğunuz gündüz saatlerinde tüketiniz.
- Fast food, hamurişi ve şekerli besinleri haftada en fazla 1 porsiyon olarak tüketiniz.
- Sağlığınız için mutlaka günde 2 litre su içiniz.
- Günde en az 1 saat tempolu yürüyüş yapınız.
- Beslenmenizle ilgili problemlerinizde mutlaka bir doktor ve diyetisyene başvurunuz.
- Uzmanların tavsiye etmediği kimyasal veya bitkisel zayıflama tabletlerini kullanmayınız".

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zayıflamak için alışkanlıklarınızı değiştirmelisiniz

Uzmanlar, fazla kilolarından şikayetçi olanlara aç kalmak yerine beslenme alışkanlıklarını değiştirmelerini öneriyor.

Uygulanan diyetle kişisel özelliklerin arasında bağlantı olduğunu söyleyen Beslenme Uzmanı Diyetisyen Bahattin Arslan, kilo vermek isteyenlerin yaptığı yanlış uygulamaları şöyle sıralıyor: "Kendimizi aç bırakarak sadece bazal metabolizma hızımızı düşürebiliriz. Sadece egzersizle vücuttaki şeker deposunu yakabiliriz. Tek tip besin uygulamalarıyla vitamin ve mineralsiz kalarak saç, deri problemlerine ve aşırı halsizliğe yol açarız. Naylon eşofmanlar ve çeşitli terleten uygulamalarla su ve mineral kaybederiz. Bitkisel içerikli çaylar sadece bizi idrara çıkarır. Kesinlikle yağ yakmaz. İnsanları zayıflattığı söylenen aletler sadece sarkma ve yumuşamaları engeller. Bitkisel içerikli bile olsa bütün ilaçların yan etkileri vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Denizde magnezyum depolayın!

Canlıların yaşamında temel olan proteinlerin yapımından sorumlu olan magnezyum, sağlığımız için hayati önem taşıyor. Günlük hayatımızda şikayet ettiğimiz birçok rahatsızlık, magnezyum eksikliğinden kaynaklanıyor. Hatta uzmanlara göre, yüksek seviyede magnezyum eksikliği, ölüme bile yol açabiliyor. "Magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümü olmaz, insanlarda aktiviteler meydana gelmez" diyen Diyet ve Beslenme Uzmanı Dr. Bahattin Arslan, vücudumuzda ön faktör gibi rol oynayarak 300'den fazla enzimatik reaksiyona giren magnezyumun faydalarını şöyle sıralıyor: "Magnezyum, kemiklerin güçlenmesini sağlar, karbonhidrat metabolizmasında en temel görevleri alır, yaşamsal organımız üzerinde de olumlu etkileri vardır. Aritimlerin (ritim bozukluğu) ve kalp krizinin tedavisinde kullanılan magnezyum, kalp kasının kasılma şiddetini azaltır. Kalbin daha az enerji ve oksijen kullanmasını sağlar. Başka bir deyişle kalbin ekonomik çalışmasını sağlar."

Deniz suyu magnezyum kaynağı

Magnezyumun vücudumuz için önemli 11 mineralden biri olduğunu ifade eden Dr. Arslan; deniz suyu, kaynak suları ve tüm yeşil bitkilerin magnezyum taşıdığını belirtiyor: "Ispanak gibi yeşil sebzeler; içerdikleri klorofilin yapısında magnezyum olduğu için iyi birer magnezyum kaynağıdır. Kuruyemişler, tohumlar ve tüm hububatlar magnezyum içerir. Muz, avokado, kakao, dil balığı gibi yiyecekler de magnezyumun önemli kaynakları arasındadır."

Yokluğu depresyona sokuyor


Özellikle beslenmeye bağlı olmayan magnezyum stoklarının azaldığı durumlarda, ilaçla magnezyum desteği gerektiğinin altını çizen Dr. Bahattin Arslan, magnezyumun oral yolla da alınabileceğini vurguluyor. Acil durumlarda veya ciddi eksikliklerde ise damar içine magnezyum verilmesi tercih ediliyor. Magnezyum eksikliği; pıhtılaşmayı artırıp kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlıyor. Sinirlilik, uyumsuzluk, iştah kaybı, depresyon, kas krampları ve kasılmaları, kalp ritminde bozulmalar, solukluk, uyuşukluk, koroner spazm gibi belirtiler de görülebiliyor. Sigara içen kişilerde ise magnezyum ihtiyacı günlük gereksinimin iki katına çıkıyor.

Adet öncesi gerilimi azaltıyor

Dr. Arslan, adet öncesi gerilimi (PMS) olan kişilerde yapılan çalışmalarda belirgin bir magnezyum eksikliğine rastlanıldığına dikkat çekiyor. Bu kişilere oral magnezyum verilmesi sonucu adet öncesi gerilimde, baş ağrılarında belirgin azalma ve davranış değişikliklerinde düzelme izlendiğini anlatan Arslan, şu bilgileri veriyor: "Alman Beslenme Birliği (DGE) ve Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre günlük magnezyum ihtiyacı, 300 mg olarak belirlendi. Stres, büyüme, hamilelik, emzirme, hastalıklardan sonraki iyileşme dönemlerinde ve ağır egzersizlerde magnezyum ihtiyacı daha çok artıyor." Yaşlılarda hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklar ve bunların tedavisi için uygulanan diyet, kadınlarda ise adet ve hamilelik dönemleri; magnezyum ihtiyacını artırıyor.

Sporcuların da ihtiyacı var

Ayrıca sporcular, kalp ve hipertansiyon hastaları ile şeker hastaları da daha yüksek oranda magnezyum takviyesine ihtiyaç duyar. Alkol tüketimi, yoğun zihinsel faaliyetler ve stres durumlarında, magnezyumun atılmasına neden olan ilaçların kullanımında da; vücudun magnezyuma olan gereksinimi yükseliyor. WHO'ya göre yetişkinlerde 300 mg olan günlük magnezyum ihtiyacının doğal yollardan karşılanamaması, ölüme dek uzanan sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Bu nedenle; özellikle magnezyum ihtiyacı yüksek grupların, bu eksikliği medikal yollarla gidermeleri gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aç kalarak ve sadece egzersizle kilo verilemeyeceğini belirten Beslenme Uzmanı Diyetisyen Bahattin Arslan, “Yaşamak için değil de yemek için yaşayan beyinler ve bedenler, genelde şişmanlamaya mahkum insanlara aittir. Kilo vermede kişisel özellikler çok önemlidir. Yaz aylarında diyete olan ilginin artması ve kilo aldığımızı ince kıyafetler giydiğimizde anlamak, kişileri yanlış uygulamalara itiyor” dedi.

Diyetisyen Bahattin Arslan, kilo vermek isteyenlerin yaptığı yanlış uygulamaları şöyle açıkladı: “Kendimizi aç bırakarak sadece bazal metabolizma hızımızı düşürebiliriz. Sadece egzersizle vücuttaki şeker deposunu yakabiliriz. Tek tip besin uygulamalarıyla vitamin ve mineralsiz kalarak saç, deri problemlerine ve aşırı halsizliğe yol açarız. Naylon eşofmanlar ve çeşitli terleten uygulamalarla su ve mineral kaybederiz. Bitkisel içerikli çaylar sadece bizi idrara çıkarır. Kesinlikle yağ yakmaz. İnsanları zayıflattığı söylenen aletler sadece sarkma ve yumuşamaları engeller. Bitkisel içerikli bile olsa bütün ilaçların yan etkileri vardır ve doktor tavsiyesi olmadan kullanılamaz.”

Zayıf kalmanın püf noktaları:

Bahattin Arslan, doğru uygulamalar konusunda ise şunları söyledi: “Doktor ve diyetisyen kontrolünde haftada bir kilogram zayıflamak, yağ ve metabolizma analizi yaptırmak, sağlık durumuna uygun beslenmek, yavaş yavaş alışkanlıkları değiştirmek, diyeti egzersizle desteklemek.” Zayıf kalmanın püf noktaları ise, “Yediğinizi yarıya indirip hareketi iki katına çıkarmak, yemeklere başlamadan önce bir bardak su içmek, bir kase çorba içmek, az yağlı limonlu karışık mevsim salataları tüketmek, en son ana yemeği yemek. Şeker ve yağ miktarı az yemekleri tercih etmek. Öğün atlamamak, tatlı ve hamur işinden uzak durmak, her gün en az 10 bardak su içmek, günde 8 saatten fazla uyumamak, tuzu az tüketmek, et yemeklerine yağ katmamak” şeklinde açıklandı. Kızartmadan uzak durun Yaz aylarında her türlü kızarmış gıdalardan uzak durmayı tavsiye eden Bahattin Arslan, “Hareketsiz bir hayatınız varsa, tatlı tüketimini haftada 1 gün olarak kısıtlayın. Bol miktarda su, soda, ayran gibi içecekler tüketin. Sofranızdan salataları eksik etmeyin, yemekten bir saat sonra meyve tüketin. Akşam geç saatlerde tatlı, kızartma, çerez gibi gıda tüketmeyin. Et ürünlerini ızgara ve daha çok balık ve tavuk eti olarak tüketin” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sıfır bedeni bırakın kilo alın!

Sıfır beden takıntısı nedeniyle bir deri bir kemik dolaşan genç kızlar ve erkekler dikkat! Sağlığınız için bir an önce kilo almaya başlayın. Bol bol makarna, pilav ve kuru meyve yiyin..

Kimileri kendi isteğiyle, kimileri sınav stresinden, kimileri de bilinçsiz beslenmeden manken hastalığının yani aşırı zayıflığın kıskacında! Üstelik sadece genç kızlar değil, genç erkekler de zayıflık tutkusuna kapılmış durumda. Zayıflık uğruna sağlığını tehlikeye atan günümüz gençliği kilo almanın vermekten daha zor olduğunu unutuyor. Genç kızlarda 45, erkeklerde ise 55 kilonun altında olmak sağlığı tehdit ediyor. Genç kızların günde 2 bin 500, erkeklerin ise 3 bin kalorilik gıda alması gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Bahattin Arslan, hızla kilo almanın formülünü anlattı:

ALMAK VERMEKTEN ZOR


* Kilo alma programı en az bir yıl sürer ve burada hedef gençlerin ayda ortalama 1 kilo almalarıdır. Kilo alma diyetinin büyük kısmı kompleks şekerlerden karşılanmalı. Bunlar sütlü, hamur işi tatlılar ve kurutulmuş meyvelerdir. Sabah kahvaltısı mutlaka yapılmalı. Çay yerine meyve suyu tercih edilmeli. Peynir, reçel, bal ve tereyağı tüketilmeli. Ekmek yerine poğaça ve simit yenmeli. Öğle saatlerinde pilav veya makarna, etli bir yemek ve meyve suyu alınabilir. İkindi ise çikolata, kalori alımını hızlandırabilir. Akşam mutlaka pilav, makarna, köfte, etli yemek, 3-4 dilim ekmek yenilmeli. Ayrıca gün içerisinde sık sık kuruyemiş ve çikolata tüketilebilir. Akşam yemeğinden sonra sütlü tatlı, kurutulmuş gıdalar ve meyve bolca yenebilir.

* Kilo almak, vermekten çok daha zor. Biz diyet programlarında zayıflamak isteyenlere ayda 4 kilo verdirmeyi hedefliyoruz oysa kilo almak isteyenlerde bu rakam ayda 1 kilo! Aşırı zayıf olan kişiler genellikle yemek yemeyi sevmiyor. Onlara kilo aldırmak bu durumda daha da zorlaşıyor. Aşırı yediği halde kilo alamayanların ise beslenme programını kalori cetveline uygun ayarladığımızda kilo almaları daha kolay oluyor.

PSİKOLOJİK DESTEK LAZIM

* Aşırı zayıflık; ergenlikte öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği, sinirlilik, stres, saç dökülmesi, tırnak problemleri, cilt sorunları ve yaşıtlarına göre daha küçük cılız görünmenin yanı sıra gençlerin psikolojilerini de olumsuz etkiler. Psikolojik destek almaları, kilo almalarını kolaylaştırır.

* Metabolizma hızları daha fazla olduğu için genç erkeklerde zayıflık daha fazla görülüyor. Ergenlik çağından itibaren kadınlardaki yağ depolanması erkeklere göre daha fazladır. Erkeklerde kas kitlesi daha fazla olduğu için metabolizmaları daha hızlı çalışır. Bu dönemde fazla hareket etmeleri ve güzel bir vücut için yoğun spor yapmaları etkili oluyor. Genç kızlar da magazin dünyasından etkilenerek bilinçsizce diyet yapıyor. Sınavlar nedeniyle yaşanan aşırı stres, anoreksiyaya (yeme bozukluğu) bile yol açabiliyor.

* Ergenlikte günlük 2 bin-2 bin 500 kalori alınması gerekirken çoğu genç günde bin 500-bin 600 kalori alıyor. Bu düzene alışan kişiler, erişkinliğe geçildiğinde ya gerçekten yemeklerden uzaklaşmaya başlar ya da ne kadar yerlerse yesin kilo alamayabilirler. Hızlı beslenenlere günde 3 bin kalorilik diyet öneriyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Kokain diyeti çok saçma

"Bazıları zayıflamak için kokain kullanıyor" diyen manken Seda Ertan'a doktorlar ateş püskürdü: "Bu iddia çok saçma. Bu, gülmek için alkolik olmaya benzer."

Uyuşturucu kullanan kişiler yemek yiyemediklerinden hızla kilo verirler. Uyuşturucu, kişilerde damak tadını öldürür. Ancak zayıflamak için kendini uyuşturucularla ölüme sürükleyen tek bir hastayla bile karşılaşmadım.